Volkan Atasever

mühendislik, edebiyat, retro computer, yazılım, şiir, nümismatik, bilişim, podcast ve daha bir çok yazılarım...

Ülkemizin Kompleksi: Mehdilik

clock Temmuz 13, 2018 00:25 by author Volkan Atasever

Fetullah, Adnan Oktar, Tarikatların içinde mehdi bekleyenler, mehdi olduğunu düşünen niceleri ve akıl hastaneleri…

Ruhsal hastalıklardan Şizofreni atakları ve Bipolar Mani atakları aslında ülkemizin insanı içinde bulunan bir kompleksi ortaya çıkarmaktadır. Dünya devletinden ortadoğu’da küçük bir devlet kaldığını düşünenler Mehdilik megolamanyası içine girerken Atatürk’ün açtığı devrimi kaçırdığımızı ve Kemalizmden uzaklaştığımızı düşünen hastalarsa Atatürkçü ve İsmetçi söylemleri ile çılgınlıklarını yaşamaktalar.

Mehdiliğin çok rağbet görmesi ise nüfusun çok büyük çoğunluğu ne kadar modernize de yaşasa işitsel veya görsel halüsinasyonlar ve hayallerin dini bir imgelem olduğunu düşünerek yorumlamasından kaynaklanmaktadır.

Bu yüzden hastaların çoğu inançları gereği ülkeyi ve bütün dünyayı kurtaracak bir mehdi olarak kendini görme eğilimine girebilirler.

Bu ruhsal hastalıkların az zeka ile veya eğitimle bir ilişkisi yoktur. Ayrıca sosyokültürel olarak bir ayrım da yapmaz. Bu yüzden çok zeki ve donanımlı biri karşısındakini kendi düşüncelerine göre etkileyebilir ve bu hayallerini ona ortak edebilir. Hele İslam dini gibi söylemlerle sıradan bir insanın bile bir çok takipçi elde ettiğini düşünürsek lider özellikli bir mehdilik iddiası olan kişi çok daha fazla bir topluluğu kendine takipçi yapabilir.

Organizasyon büyüdükten sonra ise para toplamak ve örgütü daha da güçlendirmek çok kolay olacaktır. İhtiyacınız olan size ölümüne bağlı kişiler ve para cebinizdedir çünkü.

Bu arada tarikatlar içinde de mehdicikler beklenir. Kimine küçük yaşta bu mehdi olabilir denir çünkü 2000li yıllarda hem islam alemine hem de tüm dünya ya mehdi gelecektir. Fetullah ve Adnan Oktar’ın hem İslam’a hem Museviliğe hem de Hristiyanlığa sempatik gözükme isteği bundan kaynaklanır. Çünkü gelecek mehdi sadece İslam alemine değil bu üç semavi dinlere de gelmesi beklenir ve islami kaynaklarda bundan bahseder. Ve bu kişiler de İsrail’le, ABD ile ve diğer gayri müslim ülkelerin ruhani liderleriyle iyi ilişkiler kurmaya çalışır ve bunun içinde dinler arası diyalog adı altında söylemler ortaya çıkar.

Aslında dinler arası diyalog temel felsefesi ile çok iyi bir söylemdir. Fakat bu kişilerin dengesi her an düz bir çizgide gitmediği için ipleri kolayca başkasının eline geçebilir. Veya güç edinmek için başka güçlerin istediği işleri çok kolay şekilde yapabilirler.

Velevki şu anda ülkemizde kendini mehdi sanan sadece bu iki şahıs yoktur. Ama en meşhurları bunlardır. Bu iki kişinin özellikle yaratılmasında ki hikmet ise maalesef islami kesimin yıllar önce çok baskı gördüğü iddialarıdır. O yıllarda çıkan kitaplar ve söylemlerle beraber a’dan z’ye bütün islami kesim yani muhafazakar kanat bu kişileri desteklemiştir. Çoğu adnan oktar a9 kanalını kurup kediciklerle dans etmese onun halis bir Müslüman ve hoca olduğu iddiasını devam ettireceklerine eminim. Peki Müslümanlık veya iyi hocalık sadece görünümle mi olmakta? Gavs-ı Azamlar şu anda ülkede ve orta doğu da fazlasıyla varlar. Gavs-ı Azam’ın kelime manası Peygamberimizin (SAV) yer yüzündeki temsilcisi demektir.

Kimi de ruhsal bir hastalık olmasa da çevresindekilerin biraz gayretiyle kendini GAVS konumuna sokabilmekteler.

“Tarikatlar ve Şeyhler niçin varlar ve var olmalılar mı?“ gibi soruların cevaplarına girmeyeceğim.  Tarikatların temelinde şeyhler evliya değildirler size yol gösterirler. Ama iyi bir Müslüman olmanız için bir şeyh’e ihtiyacınız yoktur. İşte akıl tutulması da burada başlamaktadır.

Kendini mehdi sayanları tutukluyorsunuz peki ya kendini Gavs sayanları, evliya sayanları da tutuklayacak mısınız?

Söylediğim gibi tek kompleksimiz bu değil isim vermek istemiyorum ama Mevlevilik görünümünde kendini Peygamber ilan eden ve uzaylılarla temasının olduğunu iddia eden cemaat ve örgütlerde var. Bu topluluklarda da diğer kompleksimiz Atatürk devreye giriyor. Atatürk’ün peygamber ve kendisinin de Mevlana’nın reankarnesi olduğunu iddia eden bir kadın 80’lerden beri organizasyonunu büyütüyor. Çünkü o uzaylılarla konuşuyor ve 900 sayfalık kitap yazdırdıklarını iddia ediyor. Ayrıca tüm kutsal kitapları kapsadığını iddia eden bu kişi artık bu kitabın yeni kutsal kitap olarak diğer kutsal kitapların yerini aldığını iddia ediyor. Dünya kardeşlik birliği adında etkinlikler düzenleyip konferanslar veriyorlar. Ve çok ünlü yurt içi ve yurtdışı profesörlerden bu konferanslara katılanlarda var.

Anlayacağınız dünya var oldukça ve döndükçe bu tarz organizasyonlar çıkacak. Ama ülkemizdeki iki kutuplu şekilde bu organizasyonlar yani tarikat temeli ortaya çıkmakta. Mehdilik, Peygamberlik ve Gavs’lık iddiası olanlara lütfen öncelikle siz iyice bakın. Unutmayın, iyi bir inanan olmanız için size siz yetersiniz. Eğer yalnızsanız ve dost arıyorsanız size Allah yeter. En hakiki dosttur o.



İnsan Mühendisliği

clock Temmuz 13, 2018 00:23 by author Volkan Atasever

HABER ŞİLE GAZETESİ KÖŞE YAZIM:

Seçimler bir bir geliyor ve gidiyor. Sonuçta seçilen en çok oyu alan oluyor. Çoğu süreçlerde siyaset mühendisliğinden bahsediliyor. Benim ve dünyanın en büyük iş alanlarından bilişim ve bilgisayar bilimlerinde ise sosyal mühendislikten bahsediliyor kimi zaman. Rahmetli Nüvit Osmay ise yıllar önce insana mühendislik bakış açısıyla baktıktan sonra İnsan Mühendisliği adında bir kitap yazıyor.

İnsan kelimesine mühendislik bakış açısıyla bakabilmek derin bir konu. Ve her olgunun başı da insan. Siyasette, Bilişimde, Teknolojide, iş hayatı da insana dair. İnsan kelimesini ortadan kaldırırsanız zaten geriye anlamlı bir olgu kalmıyor.

Rahmetli Nüvit Osmay, insan mühendisliği kitabında tolerans ile ilgili araştırmalara ve kendi görüşlerine de yer veriyor. Siyasette, sokakta, iş hayatında ve aile hayatında dahi toleransımız kalmamış durumda. Toleranssızlık ise bağnazlıktan doğmaktadır. Gandhi’nin meşhur bir lafı var; “Toleranssızlık kendimize ve davamıza güvenemediğimizin bir işaretidir.”

Şimdi de insan mühendisliği kitabından küçük bir alıntı yapalım ve vermek istediğim mesaja biraz olsun yaklaşalım…

Tolerans kayıtsızlık ve adam sendecilik değildir, uzun bir kişilik gelişimine ihtiyaç gösteren güzel bir huydur. Prof. Makintosh artık bağnazlıkları yenip tolerans sahibi olma zamanıdır. bağnazlıklar 4 çeşittir.

 

1-) Cehaletten doğan bağnazlık

2-) Menfaatten doğan bağnazlık

3-) Alışkanlıktan doğan bağnazlık

4-) Korkudan doğan bağnazlık

 

Bütün tarihimizi inceleyip, toplumumuzda tolerans, hoşgörü nedir bilmeyen amirleri insanları tetkik edin, göreceksiniz ki onlar ya cahildirler, ya başka fikir sahiplerine müsamaha ile muamele etmek menfaatlerine aykırıdır, yahut alıştıkları şeyden vazgeçmek onlara güç gelmektedir, yahut da şuur üstü veya altı bir korkunun tesiri altındadır. Hatta toleranssızlıklarının şiddeti de bu korkunun derecesine tabidir.

Toleransın gıdası ilahi şüphedir. Acaba karşımızdaki adamın da söylediklerinde haklı olduğu bir taraf yok mudur, şeklindeki ve Fikret'in de şüphe bir nura doğru koşmaktır diye ifade ettiği şüphe. Voltaire'nin meşhur " Söylediğiniz sözlerin hiçbirini kabul etmiyorum, fakat sizin bunları serbestçe söyleyebilmeniz için canımı veririm" sözü tolerans ve hürriyet için söylenmiş ölümsüz özdeyişlerden biridir.

İnsan Mühendisliği kitabından bir kısmı alıntıdır...

 

Eğer insanlığımız bağnazlıklardan kurtularak düzelecekse ve hürriyet seçimlerimize saygı göstermekse sosyal medya da ve kısmen de olsa dışarıda gördüğüm bu siyaset kavgası nedir.

AK partililer, CHP taraftarlarına sosyal medya da sataşırken aynı şekilde CHP’lilerin AK partililere sataştığını görebiliyorum. Sadece bu yüzden insanlar birbirlerini sosyal medyadan silecek kadar ileri gidebiliyor. İlericiliği ve araştırmalarda daha çok yüksek öğrenim görenlerden oy alan CHP’nin tutumu? Aynı zaman da herkese eşit mesafede yaklaştığını herkesi kucakladığını 81 milyonun cumhurbaşkanı olacağını söylenen sayın erdoğan’ın taraftarlarının bu tutumu?

Her şey insanda bitiyor! Eğer bir kahvehane’de bir okul’da, sokakta verdiğiniz oy yüzünden tartışma çıkartılıyorsa orada bağnazlık kol geziyordur. Bu bağnazlığı oluşturan cehalet mi? Alışkanlık mı? Menfaat mi? Yoksa korku mu? Bunu bilemiyorum ama tolerans sahibi olmamızın vakti geldi de geçiyor. Siyası olarak asla taraf olmadım. Her zaman her kesimden arkadaşlarım dostlarım oldu. Olmaya da devam edecek. Ve eğer birisinin fikrini değiştirmek istiyorsanız ona hakaretler savurarak değil sevgi ve saygıyla yaklaşın. Bir insanı kazanmak yıllar alır ama bir insanı kaybetmek sadece bir saniye de mümkündür. Eğer bir parti örgütüne üye değilseniz bu sizin bireysel savaşınızdır. Şunu unutmayın benim en beğendiğim sözlerden biri de “Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır”! eğer ülkeyi bir makine olarak düşünürsek siz de bu ülkenin bir çarkısınız ve siz doğru ve dürüst olmazsanız bu makine bir gün duracak ve bozulacaktır. O zaman suçu başkasında aramayın önce kendinize bakın. Çevrenizdeki çarkları doğru çalışmaya zorlayın bu sizin bu ülke için yapabileceğiniz en doğru adımdır.

Karıncaya nereye gidiyorsun diye sormuşlar. O da hacca gidiyorum demiş. Karıncaya bu soruyu soranlar gülmüşler ve sen bu adımlarla asla hacca ulaşamazsın demişler. Karınca gülümsemiş ve hiç olmazsa o yolda ölürüm demiş. Sizin de uğruna ölecek değil, uğruna yaşayacak idealleriniz olsun. Çocuklarınız en iyi şekilde yetişsin. Bir çöpçü sokağı en güzel şekilde temizlesin ve görenler burada dünyanın en iyi çöpçüsü var desin.

İnsan olmadan zaten dünya olmaz, insan olmadan devlette olmaz!  

 



Milli Ekonomi ve Asgari Ücret

clock Haziran 2, 2018 03:42 by author Volkan Atasever

Haber Şile Gazetesi Köşe Yazım

2018 seçimleri geldi çattı. Her vatandaşımızın oy kullanması gerekiyor. Bunlardan biri de benim. Takım tutar gibi parti tutmam. Sadece dikkat ettiğim tek husus girişimcilik, KOBİ ve iş adamlarının önünü açmak için yapılacak yatırım veya teşvikler. Bunlar benim gibi şirket sahipleri için oldukça önemli. Bir çoğunuzun bildiği gibi yazılım şirketi sahibiyim. TÜBİTAK destekleri alıyoruz ve almaya devam edeceğiz. AK parti den önce TÜBİTAK destekleri ve KOSGEB destekleri ortada yoktu. Muharrem ince ise girişimcilere destek vereceğiz diyor. Burada seçim bizlerin olacak. Ya olmayan bir eko sistem yaratan Sayın Erdoğan’ı desteklemeye devam edeceğiz ya da vaatlerine ve daha iyi bir eko sistem yaratacağına inanan Sayın İnce’yi destekleyeceğiz. Burada seçim sizin benim seçimim de bende zaten.

Birde en büyük sorunumu ve KOBİ’lerin sorunlarından bahsetmek istemekteyim. Bu bahsettiğim KOBİ’ler 10 milyon TL altı cirosu olanlar. Aynı zamanda çevremde danışmanlık verdiğim ve iş yaptığım müşterilerimde mevcut.

Bir kişi asgari ücrette çalışıyorsa genelde üniversite okumamış veya vasıfsız eleman düzeyinde çalışan kişi olmaktadır. Gençlerse işe girmek için liseden mezun olduktan sonra işkura gitmekte veya kendi imkanlarıyla iş aramaktalar. Size 18 yaşında yeni mezun olan birisi ile sıradan lise mezunu 35 yaşında asgari ücret ile çalışan birisi aynı maaşı alması doğru mudur?

Yani asgari ücret dediğimiz kavram minimum verilecek tutardır ama eğer sıradan bir işte çalışıyorsa 35’inde de olsa 40’ında da olsa asgari ücretle çalışanlarda mevcut. Bu iki kişinin hayata bakışı ve insanlarla diyaloğu dahi yılların verdiği deneyimle farklı olmaktadır.

O zaman 18 yaşındaki bir kişi ile aynı şartlarda olan 40 yaşında kişi aynı maaşı almamalıdır. Veyahut kademeli asgari ücret uygulaması veya teşviklerle bu denge sağlanmalıdır. En basitinden bir sekreter iş görüşmesi yaptığımda lise mezunları başvururken seçimim 40 yaş üstünde olmuştur. Bu denge gençleri de yaşlıları da mağdur etmeyecek çeşitli teşviklerle bu dengeyi sağlayacak bir şekilde olmalıdır. Asgari ücret artışları yüzünden bir kişiyi dahi istihdam ederken kırk kez düşünmekteyim. Benim gibi olan nice firmalardan bazıları ya SGK’sız Suriyeli çalıştırmakta ya da SGK yapmamaktadır. Bu da işsizliği daha da arttırmaktadır.

Sayın İnce’nin seçim beyannamesin de gördüğüm asgari ücreti 2250tl yapmak istemeleri aynı şekilde akıl tutulmasıdır ve işsizliği arttıracaktır. Sayın Erdoğan’ın seçim beyannamesinde rastlamasam da bu artışı yapan kendileri olmuştur zaten.

Bir de işin toplumsal bir boyutu var 18 yaşında yeni lise mezunu bir genç ailesi ile birlikte oturmaktayken 40 yaşındaki bir abimiz asgari ücretle aile geçindirmektedir. 18 yaşında çoğu genç ailesi ile birlikte oturduğunu bilmek için müneccim olmaya gerek yok örf ve adetlerimiz böyledir. Geleneksel Türk aile yapısında gençler evlenmeden genelde ailesinden ayrılmaz.

Peki çok gelişmiş ülke nitelemesini sevmesem de USA yani Amerika’da asgari ücretler nasıldır? Açıkçası orada hükümet temel bir asgari ücret belirler ama eyaletler buna bağlı kalmak durumunda değillerdir. Ya kendi asgari ücretini belirlerler ki bu hükümetin belirlediğinden daha az veya daha çok olabilir ya da bir asgari ücret uygulamasını kabul etmezler.

Yaş dışında asgari ücreti belirleyen bir husus Amerika örneğinde ki gibi çalışılan il veya coğrafi bölge olmalıdır. Hakkari’de, Diyarbakır’da, Siirt’te aynı asgari ücret uygulanırken İstanbul, İzmir, Ankara ve Antalya’da da aynı asgari ücretin uygulanması yine bir akıl tutulmasıdır. Peki bugüne kadar bunu düşünmemiş CHP, AK Parti veya MHP’mi ? tabi ki hayır böyle gelmiş böyle gider diyen Çalışma ve Sosyal güvenlik bakanlarıdır!

Aynı zamanda USA yani Amerika’yı incelediğimde aslında alım gücü olarak orada 1$ ile aldığınız çoğu şeyi buranın 1TL si ile kıyaslayabilirsiniz. Milli gelir ortalaması en yüksek ülkelerden biri olan Amerika’da ortalama maaşlar 3,300 dolar civarı. Ama alım gücü ile kıyaslarsanız TL olarak 3,300TL’ye gelmektedir. Tabi yemeyip içmeyip 1 sene orada çalışıp 3 ay Türkiye’de parayı harcamaya kalkarsanız birden kendinizi çok zengin statüsüne koyabilirsiniz.

Amerika’da bir market kasiyerliğinden büyük bir firmada yöneticiliğe kadar giden yolu bir Türk olarak dahi hayata geçirebilirsiniz.

Fakat orada eleman ihtiyacı fazla ve çoğu şirket ürün üreten veya yüksek teknoloji üreten şirketlerdir. Peki biz? Ne üretiyoruz? Bizim çok fazla üreten sektörümüz olmadan asgari ücreti yükseltmek yanlıştır. Eğer ülkede piyasaların canlanmasını harcamayı teşvik etmek ve aileleri daha fazla ayakta tutmak istiyorsanız emeklilere verebileceğiniz daha büyük zamlar çok daha mantıklıdır.

Unutmayın “Üreten ekonomi, Milli Ekonomidir.”!

Yoksa inşaata yatırılmış yatırımlar milli ekonomi yaratmaz. Yüksek teknolojiye yapacağınız yatırımlar ekonomiyi canlandırır.

İster Sayın İnce, ister Sayın Erdoğan, isterse Sayın Akşener kazansın tek isteğim gerçek milli ekonomiyi yaratmaları ve üreten bir Ülke haline gelmemizdir. Kobilerin kalkınmasını sağlamanız bu ülkeyi şahlandıracaktır. Rekabet eden KOBİ’ler olmamalıdır rekabet ettiğimiz diğer ülkelerin girişimcileri KOBİ’leri ve firmaları olmalıdır.

Volkan Atasever

 



TeknoMagazin 15. Program - Sezon Finali

clock Mayıs 21, 2018 03:02 by author Volkan Atasever

Bizim FM Şile'de Volkan Atasever'in hazırlayıp sunduğu 15. Program. bu program yaz sezonuna girerken sezon finali olarak yapıldı ve 19 Mayıs 2018 tarihli program olarak yer aldı. Bu bölüm'de Teknoloji ile ilgilenenlerin, Beyaz yakalıların ve CEO'ların özel yaşamı ve hobileri üzerine konuştuk.



12. MEB Uluslararası Robot Yarışmasındaydık

clock Mayıs 13, 2018 08:38 by author Volkan Atasever

Dr. Vasıf Topçu Fen Lisesi Yazılım ve Robotik derslerini vermem dolayısıyla 12. MEB Ululararasıı robot yarışmasında danışman olarak yer aldım.

 

 



Volkan Atasever Kimdir ?

E-Mail: volkan(et)volkanatasever.com

Kurucu&Genel Müdür/S4G
Bilgisayar Mühendisi
Eğitmen ve Danışman
Teknoloji Yazarı

mühendislik, edebiyat, retro computer, yazılım, şiir, nümismatik, bilişim, podcast ve bir çok kategoride yazılarım...

     

Yazılım Kitaplarım

   

Şiir Kitaplarım

Ulusal Yayınlar ve Programlar

 

Sosyal Ağlarım

 

 

 

 

Retro Bilgisayar Dergimiz

Türkçe Retro Bilgisayar dergimiz haziran 2016'da ilk sayısını çıkardı.  Sizde katkıda bulunmak isterseniz bana mail atmanız yeterli. Dergimiz PDF formatında ve tamamen ücretsizdir. Software4Galaxy imtiyaz sahibidir. S4G sitesinden veya facebook sayfasından dergilere ulaşabilirsiniz.

Yasal Bilgi

Sitedeki yazıları,kodlar ve diğer materyaller Volkan Atasever'e aittir. Yazarı ve siteyi kaynak göstererek yazıları paylaşabilirsiniz.  Copyright(c)2004-2019

Sign In

Yazılım