SmartTV ve Kodi Üzerinde IPTV

IPTV hayatımızda yeni değil uzun zamandan beri var. Fakat ben TV izlemeyi sevmediğim için istediğim içeriklere doğrudan internet üzerinden ulaştım bugüne kadar. bunun için IPTV kurulumu veya smart TV'lerimde bunları deneyimle ihtiyacı duymadım. ama boş bir anımda deneme ihtiyacıda hissettim. amacım ücretli kanallara illegal ulaşmak değil aksine amerika, ingiltere vb. ingilizce yayın yapan dünya ülkelerin tüm kanallarına ulaşabilmekti. bunun için evimin salonunda ve ofisimde vestel marka 2 smart tv mevcuttu. çalışma odamda ki led tv ise smart tv değildi. Vestel Smart tv lerden birinin yazılım versiyonu daha iyi ve netflix'e doğrudan erişim gibi özellikleri vardı. evimin salonundaki smart tv ise biraz daha ilkel bir smart tv idi ama amaca hizmet ediyordu. bu tv de ilk rastladığım ott player 2 oldu. bu player için kendi web sayfasından ücretsiz üye olduktan sonra tv de de üye girişi yaparak cihazı eşleştirebiliyorsunuz ardından gerisi çok kolay istediğiniz playlistinizi izlemek kalıyor geriye. odamdaki akıllı olmayan led tv içinde eski bir laptop'uma kodi kurdum. aynı amaca hizmet ederek pvr iptv simple client addon'u ekleyerek playlistimi gösterebildim. peki ya sonuçlar? Sonuçlar aslında internetten bulabileceğiniz m3u dosyalarının başarımıyla alakalı. öncelikle şunu söylemeliyimki rasgele bulduğum 3-4 m3u listesinden sadece bir tanesi çalıştı ama çok verim alamadım. m3u listeleri hem vestel tv'deki ott player2 ile hem de kodi ile aynı şekilde denediğim için performans karşılaştırması yapabildim. türk kanalları malesef paralı yayınların tekelinde olduğundan anladığım kadarıyla sunucular çok sık kapanmakta veya değişmekte. bunun için sağlam bir kaynak bulmak ya da forumları takip etmek gerekiyor. ama benim gibi sıradan bir iki kanal izlemek isteyen biri için bu işlem çok zaman alıcı ve sıkıcı. smart tv'im ve kodi ile kanalların açılma zamanı hemen hemen aynı. ilginçtirki türk kanallarında başarı sağlayamamışken bulduğum ikinci listede tüm usa kanalları yer alıyordu ve 2 gün boyunca sıkınıtsız izleyebildim. yalnız bulunduğum konum dolayısıyla internet hızım inanılmaz yüksek değil bunun için 100mbit bir bağlantı ile karşılaştırma imkanım olmadı. ama kesintisiz bazı usa kanallarını rahatlıkla izleyebildim. kodi için bir makineyi işgal etmedim aslında batocera linux isminde retro cihazların tüm emülatörlerini içeren bir linux dağıtımı buldum ve kodi uygulamasınıda içeriyordu ve kullanımı oldukça basit. ikinci aşama ise illegal yollardan IPTV hizmeti veren sunuculara para ödenmesi düşünülebilir. şu anda şubat 2019 itibariyle tivibu kutusu iel internet üyeliği 26,5TL olduğu söylendi telekom bayisinden. bunun yerine IPTV hizmetini illegalda olsa veren siteler 6 aylık bir üyelik için 120tl gibi bir rakam almakta ve 5000 kanaldan daha fazla kanal içermekte. yalnız bu sunucu hizmetlerini test etmedim. şu anda ingilizce yayınların çalışma odasında dönmesi benim için yeterli. yalnız bu tür hizmet veren sitelerden 6 aydan fazla üyelik alınmasını tavsiye etmem. sonuçta legal bir yayın olmadığı için siteyi kapatıp biz dükkanı kapattık güle güle diyebilirler. bunun için en çok rağbet gören ve destek alabileceğiniz bir tanesini seçip üye olabilirsiniz. eklemek istedikleriniz veya atladığımı düşündüğünüz konular varsa yazıya yorum olarak ekleyebilirsiniz. IPTV ile ilgili verebileceğiniz diğer yorumlar yazıyı okuyan diğer insanlar içinde faydalı olacaktır.

Batocero Linux ilk izlenimlerim

Bu batocera ilk izlenim yazım. açıkcası betocera kurmamdaki sebep retro oyunlar için emülatörlerin olması ve kodi ile beraber gelmesiydi. elimde fazla bir iki laptop'ta birini bu iş için dedicate edebilcektim. Odamdaki TV smart TV olmadığı için kodi'de faydalı olur diye düşündüm. öncelikle batocera linux'u usb stick haline getirdim. batocera install seçeneği sunmadan doğrudan usb stick üzerinden çalıştı. Ardından install seçeneği ile tüm laptop harddiskini batoceraya ayırdım. bunun için wifi ayarları yapıldı ve internetten tekrar dosya indirdi. Batocera'nın açılması ve kapanması çok hızlı. bu arada eski notebook'um dual core ve normal sıradan bir harddisk'e sahip yani ssd değil. kodi sorunsuz çalışıyor fakat IPTV ile ilgili problemler yaşadım. bunlar Kodi'nin kusuru değil onun için IPTV ile ilgili ayrı bir yazıda bunları paylaşmayı düşünüyorum. Kısacası Kodi sıkıntısız. fakat HDMI üzerinden görüntüyü aktarmama rağmen HDMI üzerinden sesi aktaramadı sistem. yani HDMI'dan sesi aktarmada şubat 2019 tarihinde indirdiğim sürümde sorun mevcut. Retro oyun kısmı çok iyi asla klavyeyi tamamen kullanmıyorsunuz sadece ok tuşları, space, enter ve f1 (dosyalara girmek için). ekstrada rom ve yeni oyunlar atmadım emülatörlere default olarak gelen bir kaç oyunu açma deneyimlerimde bazı oyunların açılmadığını bazı oyunların açıldığını gördüm. fakat bu nihai bir sonuç değil. ikinci denememde commodore64, ps1,ps2 , amstrad cpc ve snes oyunlarını dahili harddiske atıp açmayı deneyeceğim. bu retro oyun için uygun mu değil mi sıkıntısız çalıştırıyor mu sorusunun nihai cevabı olacaktır. snes oyunu denemem başarılı commodore 64 default gelen oyun denemem başarısız olduğu. ama içine dışarıdan gerçek rom ve c64 imajlarını atmadan niai kararı veremem. en azından usb stick'den çalıştığı için yeni bir sistem kurulumu yapmadan da deneyebilirsiniz. bir şey kaybetmezsiniz. ama salondaki smart tv ve odamdaki kodi sayesinde de IPTV'ler hakkında epey bir bilgi edindim yakında paylaşacağım. batocera linux'u indirmek için link: http://batocera-linux.xorhub.com/

Retro Oyun için Eski PC'ye Batocera.Linux

Retro Oyunlar için özelleştirilmiş işletim sistemi: batocera.linuxEski PC'nizde oynayamayacağınız konsol veya sistem yok neredeyse. aşağıda detaylı listeyi görebilirsiniz. Raspi'de de çalışan bu sistemi ben özellikle eski miladını doldurmuş bir notebookta tavsiye ediyorum. yakın bir zamanda yükleyip izlenimlerimi paylaşacağım. Ayrıntılı bilgi için TIKLAYIN! Konsol Listesi3DONintendo 3DSAmigaAmstradApple IIAtari 2600Atari 5200Atari 7800Atari STCommodore 64Cave StoryColecoVisionDosDreamCastFinal Burn Alpha / LibretroFamily Disk SystemGameCubeGame GearGame BoyGame Boy AdvanceGame Boy ColorGame & WatchIntellivisionJaguarLutroLynxMameMaster SystemMegadriveMSX 1-2-2+Nintendo 64NaomiNintendo DSNeo GeoNintendoNeo Geo PocketNeo Geo Pocket ColorOdyssey 2PC EnginePC Engine CDPCFXPrBoomPlaystation 2Playstation PortablePlaystationSega SaturnScummvmSega 32XSega CDSega SG 1000Super NintendoSupergrafxVectrexVirtual BoyWiiWonderswan B&WWonderswan ColorX68000ZX81ZX Spectrum

10yearschallange! bir tuzak mı?

10 yıl öncesi ve sonrası fotoğraflarının karşılaştırmalı şekilde paylaşan bir çok insan bu yeni akıma kapıldı. fakat bu yapay zekanın insanların küçük değişimlerini daha iyi tanımasını sağlayacak. bu şekilde yapay zekanın öğrenmesi ve küçük değişiklikleri yakalaması için tamamen bir fırsat olduğu aşikar! Zaten bir çok veriyi paylaşırken bu kadar istisnai bilgileri bu işin patronlarının eline vermek ne kada doğru?

Bir de Benim için Akademik Rakı Çek!

Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:8.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} Haber Şile Gazetesindeki Köşe Yazım Bu yazımda üç ana konu başlığı üzerinde duracağım. Teknokentler, Akademisyenler ve Yapamazsıncılar. Bugüne kadar teknokentler yüksek teknoloji üreteceğinden vergilerden muaf tutuldu ve tutulmaya devam ediyor. İşçi SGK primleri teşvik kapsamında aynı zamanda maaş vergileri de. Bu güzide kurumlarımızda kaliteli ve gerçekten ar-ge yapan firmalar olduğu gibi kan emici sülük firmalarda bulunmakta. Kısa bir bilgi verip kaldığım yerden ana konumuza geri dönelim. Tüm cep telefonlarımın hattı Turkcell’dir. Turkcell’in platinum müşteri hizmetleri ve müşteri memnuniyeti konusunda çok memnunum. Turkcell aslında baz istasyonları kurarak ve çağrı hizmeti veren aynı zamanda cihaz kampanyaları düzenleyen bir şirket. Kısaca yaptığı tek şey yurtdışı ürünlerini Türkçeleştirip burada hizmete sunmak. Tabi tamamen yerli yaptığı küçük yazılımlar vardır ama bazı ürünlerin bile Hollanda menşeili olmasını görmezden geliyorum. Turkcell arge yaptığını iddia ederek ar-ge teşviklerinden yararlanıyor. Yaptığı ar-ge ise yıllarca çin menşeili huawei firmasının ürünlerine marka basmak oldu. Baya gerçekçi bir arge olsa gerek ki huawei türkiyede teknoloji üssü kurmak için imtiyazlarını aldı ve koca bir çağrı merkezi kurdu. Teknokentler deki bir kısım firma ki bunların içinde artık özel olan türk telekomun yazılım firmaları da var arge teşvikleri almaktadır. Çevrenizde ne kadar ar-ge sonucu üretilmiş gerçek bir ürün ve inovasyon görüyorsunuz takdiri size bırakıyorum. İkinci konu ise akademisyenler. İyi olanları tenzih etmek isterim ama öğrencilik yaşlarımı geçtiğim için üstüne alınan varsa kendi sorunudur yoksa zaten söylediğim kalıba girmeyen akademisyen kategorisindedir. Tam sayısını hatırlamamakla beraber bu zamana kadar 18 üniversitede seminer ve/veya eğitim tarzı workshoplar verdim. Burnundan kıl aldırmayan egosu tavan akademisyenlerimiz sayesinde bazı üniversitelerde öğrencilerin okudukları okulların dershane olarak nitelendirdiğini gördüm. Öğrencinin deyimiyle bu dershanelerin geniş kampüsleri var fakat eğitim içeriğine baktığımızda tamamen felaket ile karşılaşıyoruz. Tabi ki her sene eğitim kalitesi yükseliyor. Sebebi aynı hocanın verdiği ders hakkında bilgisi olmadan senelerce sınıfa sokulması sonunda o konu hakkında uzmanlaşmak zorunda kalması. E tabi eşekte olsa dile gelirdi seneler içinde. Konusunda uzman profesörler veya doktor sayısı o kadar az ki bunu ülkemizin bilimsel yayın sayısından anlayabilirsiniz. Öğrenciler boşuna dershane benzetmesi yapmıyorlar. Çoğu bilimsel çalışmayı unvan almak için göstermelik yapıyor. Tabi unutmadan bir akademik makalelere tren yapmak ve birbirlerinin makalelerinde birer isim fazla yazarak meslektaşları ile makale sayılarını arttırma çabaları var. Tekrar etmek istiyorum değerli ve gerçekten işini yapan hocalarımız alınmayacak aksine çevresinde benzer meslektaşları hatırlayacaklardır. Bir de yapamazsıncı akademisyenler vardır. Bunlara değişik görevler verilir devletin bazı kurumlarında veya o kurumlarda çalışan en az yüksek lisans yapmış çalışanlardır. İnanın narsistlik veya ego tatmini arayan bir kişiyseniz çok kolay tavsiye ederim bu meslekleri. 1 senede 1 milyon dolar kazanmaktan daha kolay iştir akademisyen veya bu kurumlarda çalışmak. Yeter ki gerekli bölümlerde lisans diplomanız olsun biraz da aklınız. Onlara göre çoğu şey gereksiz çoğu şey yapılmamalı. Bu benim başımdan geçen bir olay. Şirketimde yaptığım bir tübitak projesini izleyicimiz yani hakemimiz gereksiz buldu şimdi büyük bir devlet kurumu bir senedir üzerinde çalışıyor ve televizyonlarda haber olmayı başardı. Tebrikler hocalarım tebrikler… büyük şirketler yapınca alkışlamanızın sebebi oralarda çalışıyor olmanız mı? Yoksa adınızı gazetelerde görmek mi. Merak etmeyin şans eseri bu yazıyı okuyorsanız isminiz olmasa bile hatırlarsınız… Sözümü bir süreçte çatallarla kaşıklarla ülkeden kovulup öldükten sonra cumhurbaşkanlığı ödülü alan Ahmet Kaya’nın bir şarkısının sözleri ile tamamlamak istiyorum. Epey akademik rakı çekiyorlar çünkü bir de benim için akademik rakı çeksinler. İşte şarkının sözleri; Genç kadınları kültürümüzle etkiledikten sonra Rahibelere saldırdıktan sonra Leylakları yaktıktan bulutları gömdükten sonra Elimize ne geçti? Akademide bir koltuk ve birde çek defteri Çek Mustafa çek Çek çek rakı çek Senin ömrün hep böyle çekmekle mi geçecek? Müzeleri havalara uçurduktan sonra Ün peşinde koşup o kadınla yattığımızı düşledikten sonra Gazetelere geçsin diye adımız yalvar yakar olduktan sonra Elimize ne geçti? Akademide bir koltuk ve birde çek defteri Çek Mustafa çek Çek çek rakı çek Senin ömrün hep böyle çekmekle mi geçecek? Çek Mustafa çek Çek çek rakı çek Çek birde benim için akademik rakı çek Çek çek çek çek Senin ömrün hep böyle çek kesmekle mi geçecek?  

An Gelir Sorgulanır Yatırımlar ve Hayatımız

Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:8.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} Haber Şile Gazetesindeki Köşe Yazım / Orjinal Link: http://www.silehaberleri.com/?pid=96&aid=282&auid=29 Ucuz bir roman sayfası değil yaşadığımız aslında koca bir okyanus. Kimimiz bir köyde yaşıyor buralarda evinde uydu tv, internet, bilgisayar ve cebinde en iyi telefonla. Son Kullanıcı olarak teknoloji için başka neye ihtiyaç var ki? Üreten değilseniz bu bahsettiğim cihazlara sahipseniz ha köy de olmuşsunuz ha Amerika da pek bir şey farketmez. Eğer maksat teknoloji üretmekse buna köyden, tarımdan, hayvancılıktan başlamalı! Zannetmeyin bunların teknoloji ile alakası olmadığını. İki sebepten dolayı tarımda hayvancılıkta teknolojinin kendisidir başlangıcıdır varoluşudur. Sanayi devriminden önce basit ticaret dışında temel ihtiyaçlar bu ikisi değil miydi? Peki ya şimdi? Tarımı ve hayvancılığı gelişmemiş bir ülke teknolojide gelişebilir mi? İnsanların gelişmediği ve üretmediği bir toplumda teknolojide gelişemez. Köylülerimiz tarım hayvancılık dışında üretime katkıda bulunabiliyorlarsa bu da kabulüm. Buradaki anahtar kelime üretim ve üretkenlik. Bir köylü bunlardan hiç birini yapmıyor ama sayfalarca roman da yazıyor olabilir bu da bir üretim. Ama köylerin tamamen hiçbir işle uğraşmayan sadece arsaların rayiç bedelinin artmasını bekleyen bir güruhtan oluşması bizim için de yıkımdır. Biz dediğime bakmayın burada ki biz hepimiz yani ülkemizdir. Eğer sektörde üretim artarsa devinim artacak ve bu sayede diğer sektörlerde bu pastadan payını alacaktır. Tarım da artık basit bir olgu değil. Artık akıllı tarım endüstrisi oluştu. Akıllı sulama sistemleri, cep telefonundan kontrol edilen nem sıcaklı ölçüleri ve bilgileri işleyerek tarıma da yeni bir soluk geldi. Hayvancılıkta da teknolojiyi kullanmak zor değil veya ıssız bir köyde hayvancılık yaparken yatırım yapıp bir peynir veya kaşar fabrikası açarak sektörde bir numaraya gelmekte imkansız değil. Yurtdışında örneklerini gördük hem de içimizden biri bunu chobani yoğurtları ile başardı. Peki biz ne yapıyoruz sadece günümüzü kahvede boş boş oturarak harcayacak zamanımız var mı? Üretim yapmayanın kahve de siyaset konuşmaya da hakkı olduğunu düşünmüyorum. Üretim yapmak sektöre katkıda bulunmak inanın zor değil. Bir ev kadını da varoluşunu sürdürebilmek için ev işi yapar ve evde ailesine yemek hazırlıyorsa bu da bir üretim ve aileye katkıdır. 4 kişilik bir ailede sadece 1 kişi ev işi yapıyor, yemek hazırlıyor her tarafa koşturuyor ama geri kalan aile fertleri katkıda bulunmuyorsa bu da ölümdür. Üretmekte teknolojide düşünmekle başlar, ikinci adım söylemek ve eyleme geçmektir. Bununla ilgili Mohandas Karamçand Gandhi’nin bir sözü çok hoşuma gider. Unutmayın her şey söyleme ve düşünceyle başlar ve kader ile biter. Kaderinizi gerçeklemek için üretim söylemleri sadece bir bireyi değil tüm ülkeyi kalkındırır. Çünkü toplum bireylerde oluşur.   Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür... Düşüncelerinize dikkat edin; Duygularınıza dönüşür... Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür... Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür.. Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür.. Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür... Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür...   Bireysel olarak köyde bile teknoloji üretim katkılarımız olabiliyorken 19 şirketin özellikle devlet tarafından özel bir statüye alınıp destek verilmesi kanıma dokundu açıkçası. Evet katkısı olmasını bekliyoruz ülkeye aksini değil ama benimde bir şirketim var ahmet’in, mehmet’inde bir şirketi var. Kime göre neye göre bu teşvikler veriliyor ve neden 19 şirket. Bir ülkede teşvik dahil hiçbir yatırım standardize edilmeden verilmemeli. Desteklerden birini alan Vestel şirketi. Tüm şirketler hakkında ahkam kesecek kapasiteye sahip değilim ama en azından Vestel iyi tanıdığım şirketlerden biri. Yurtdışından çin malı anakartlart, tv kartları, led panelleri alıp montaj yapabilen bir şirket. 80 ‘lerde dahi Vestel markası yurtdışı bir firmanın bilgisayarını ithal edip kendi markasını basarak piyasaya sürmüştü. 80’lerden beri ne değişti. Benim küçük şirketim dahi o kadar yatırımla devletin istediği teknolojileri yapmaya muktedir olurdu. Dikkat edin ben teknoloji yazarıyım ve siyaset konuşmaktan haz etmem. Hükümetler geçici ve devlet bakidir bunu bilir bunu söylerim. Benim bildiğim devlet bunu bir kanunla veya bir yönetmelikle standardize etmektense oldu bitti ile duyurmayı tercih etti. Medyanın şaklaban tv kanalları da ağzından salyalar akarak bunu tv ekranında bizim üstümüze resmen kustu. Medyayı gözünüzde büyütmeyin. Üçkağıtçı dolandırıcı dahi olsanız ve söyleminiz ilgi çekiciyse haber olma şansınız çok yüksek zaten. Velhasıl gelelim asıl konumuza montajcı yerli malı şirketimiz iyi bir destek almış yine peki diğer firmalar? O sektörlerde olanlar o firmaları da az çok tanıyordur. Araştırırsanız alternatifleri olduğu da hemen gözünüze çarpacaktır. Mesela vestel’in telefon kanadında alternatifi general mobile bana göre vestel’in çakma çin telefonlarından çok daha iyi cihazlar üretiyor. En azından içinde bolca yerli yazılım bulunuyor. Şair Atilla İlhan bir şiirinde şöyle demiştir; görünmez bir mezarlıktır zaman şairler dolaşır saf saf tenhalarında şiir söyleyerek kim duysa / korkudan ölür -tahrip gücü yüksek- saatli bir bombadır patlar an gelir Attila ölür   biz ülkenin yurttaşları ve üretenleri de tenhalarda şiirlerimizi söylüyoruz. Bazen yerel bir gazete sayfasında bazen bir internet sitesin ama tahrip gücü yüksektir üretenlerin kaleminin. An gelir yatırımlar ve hayatımız ölür. Atilla İlhan’ın dediği gibi….

Haber Şile Gazetesi Köşe Yazım

Haberin orjinal linki için: http://www.silehaberleri.com/?pid=96&aid=281&auid=29 Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE /* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:"Normal Tablo"; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-priority:99; mso-style-parent:""; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin-top:0cm; mso-para-margin-right:0cm; mso-para-margin-bottom:8.0pt; mso-para-margin-left:0cm; line-height:107%; mso-pagination:widow-orphan; font-size:11.0pt; font-family:"Calibri",sans-serif; mso-ascii-font-family:Calibri; mso-ascii-theme-font:minor-latin; mso-hansi-font-family:Calibri; mso-hansi-theme-font:minor-latin; mso-bidi-font-family:"Times New Roman"; mso-bidi-theme-font:minor-bidi; mso-fareast-language:EN-US;} Bir bilgisayar mühendisiyim. 1984 doğumlu olup ilkokul 2. Sınıfa giderken yani 1992 senesinde ilk bilgisayar kursuma ve programlama kursuna gitmiştim. O yıllarda home computer devrimi olmuş ve her eve bilgisayar girmeye başlamıştı. Bilgisayar ve bilişim devrimi başlamıştı. O yıllarda mesleğimi seçmeye karar vermiş ve bilgisayar mühendisi olacağımdan bahsediyordum. Yıllar geçti o çocukluk yıllarımdaki teknolojiler çöpe giderken bu teknolojilerin üstüne katarak inanılmaz bilgi işlem gücüne sahip işlemciler çıkıyordu. Mobil uygulamalar ve mobil dünya daha revaçta olmadan pda’m üstünden maillerime bakıyordum ve bunu bir alışkanlık haline getirmiştim. Uygulamalar yüklüyor ve bir kısmını da yazıyordum. Bu dönemlerde inanılmaz sıçramalar oldu facebook, twitter vs. uygulamalar ile sosyal medya patlaması. Hatta arap baharı gibi devrimler bile bu mecralar üzerinden ateşlendi. O yıllarda bilişim devrimini kaçırıyoruz herkes öncüsü olmalı diyordum. Bu öğrencilik yıllarıma geliyordu. O zaman endüstri 4.0 gibi trendlerin esamesi okunmuyordu. Nesnelerin interneti gibi teknolojik gelişmelerse hala başlamamıştı. O zaman savunma sanayinde bir atılımımızda yoktu. Belki çakar almaz tüfeklere alternatif modern tüfek üretimi dışında haberler hatırlamıyorum. Peki ne oldu? O yıllardan beri sanayi devrimini kaçıran ülkemiz bilişim devrimini kaçırmamalı şeklinde üniversitelerde seminerler verirken ve kitaplar yazarken ne oldu da bu devriminde kaçış noktasının son aşamasındayız. Bana göre artık kaçtı. Çünkü o dönem bolca inşaat sektörü iş yapıyordu. Kimse teknolojiye para yatırmayı düşünmüyordu. Turkcell ve Telekom gibi birkaç sektör arge yapmadan o yıllarda teknolojinin öncüsü rolünü üstleniyordu. Sadece bir tekelleşme bana göre ve tamamen hava ile pompalanmış reklamları ile bilişim devrimini yakaladığımız izlenimi veriliyordu. İnşaata yatırmak varken parayı bir yatırımcı neden teknolojiye para yatırıp bu riske girsin ki. Sonuçta çoğu kişi için facebook bile bir web sitesi. Onlara göre liseye giden ali de 100tl ye web sitesi yapabilir. Zaten teknoloji 100tl ye yapılan web sitesinden ibaret değil mi? Bunun sonucu tarihe geçecek ve torunlarımızın sanayi devrimini kaçırdıktan sonra bilişim devrimini de kaçırdık söylemleri tarih kitaplarında yerini alacaktır. Şu anda savunma sanayide iha’lar ve çok kaliteli çalışmalar yapılmakta. Fakat bu çalışmaların başlayacağı yıl 2006 senesi olmalıydı 2016 senesi değil! Bilişim devrimini kaçırmamız bu sefer devlet eliyle değil insanımız eliyle yapılmıştır. Kolay para kazanmak ve bu sayede kendi konfor alanını yaratmak isteyen insanımız tarafından. Bilişim devrimi sadece online hizmetler değil kısaca örnek verecek olursam önce iphone parmak izlerimizi topladı ardından facebook ve mobil cihazlar yüz verilerimizi. Whatsapp, Skype ve facebook Messenger ses verilerimizi topladı. Ve koca bir kültürün analizini çıkartabilecek verilere yazdığımız mesajlar sayesinde sahipler. Bu şirketlerin menşei ise United States of America! Cem yılmazın bir parodisinde dediği gibi CIA mangal yapan bir kişiyi takip etmiyor! Ama koca bir kültürün tüm sosyal, ekonomik ve kültürel içeriklerine sahip. Bu sadece ülkemizle sınırlıda değil. Bunun örneklerini de kısa bir süre önce seçim kampanyalarını manipüle etmek için kullandıklarını görüyoruz. İleri de teknoloji daha da gelişecek bir senaryo kuracak olursak Amerikan hava alanına iner inmez yüzünüz tanımlanacak ve operatörle konuşmanızdan sesiniz tanımlanacak. Ardından facebook beğenmeleriniz analiz edilecek. Eğilimleriniz ve tehlike limitleriniz belirlenecek. Herkesin fişlendiği bir dünyaya hoşgeldiniz… Bilişim devrimini kaçırmak sadece ekonomik değil her alanda kendisini hissettirecek bir kelebek etkisidir. Umarım bir mucize olur ve bu devrimi son anda yakalarız.