Bilgisayar dünyasına geçimişden günümüze hızlı bir bakış atıyoruz. Nereden nereye geldik?

Bilgisayarların 1950 ve 60’lı yıllardaki hantal dönemleri 80’lerin başlamasıyla beraber kendini minimize etmeyi başarmıştı. Bir yıllık bilgisayar satışının sadece 6 tane olduğu ve bunlarında büyük ölçekli firmalarda konumlandırıldığı yıllar 80 lerle beraber tarihe karışmıştı. Yeni bir çağ açılmış ve Home Computer dönemine girmiştik. 8 Bit teknolojisi inanılmazdı. Teknolojide bir çığır açan data kasetleri, müzik kasetleri ile benzerliğinden öte aynısıydı. 30’lu yaşlarda veya daha büyük bilgisayar tutkunları bu dönemi iyi hatırlayacaklardır.

 Bu sayede bilgisayar kavramı toplumumuza yerleşmiş ve inanılmaz satış rakamları yakalamıştır. Kimimizin Bilgisayar Mühendisi kimimizin grafiker kimimizin ise Elektronik Mühendisi olacağını o günler belirlemişti. Bazıları ise

10 print”merhaba dünya”

20 goto 10

satırları ile veda etmişti profosyonel yazılım ve bilgisayar dünyasına. Sadece son kullanıcı olacağına karar vermişti. İyi veya kötü bir eğlence aracımız olacaktı. O zamanlar için oyunlar birincil merkezimizken arada teknoloji harikası programlar çıkardı. Bu programlardan bazıları bilgisayarı konuşturmamıza yarar ve ilk yazdığımız şeyler ingilizce telefuzla konuşan bilgisayara türkçe küfürler söyletmek olurdu.

 

Ardından 90’lı yılların sonunda internet ile tanıştık. İlk önceleri fazla ilgi çekmemişti. Aileler önemini anlayamadığı gibi astronomik telefon paraları da bu teknolojiye fazla yaklaşmamamız konusunda uyarıyordu. Banu Alkan ve IXIR reklamı olmasa büyüklerimiz internetin ne kadar gerekli ve her kesimden insanın kullanması gerektiğini anlayamayacaktı belkide. Internet ile birlikte bir Mahir fırtınası da esmişti tabi. Internetin anahtarını bir türk almıştı. Bu ödül ona ne getirdi ne götürdü bilinmez ama I kiss you web sayfası ile çok güldüğümüz gerçeği de unutulamaz. Bilgisayarlar ise bu teknolojik gelişmeler olurken donanımsal açıdan da bir atağa kalkmıştı. 486 serisi tarih olmuş. Pentium 100’ler doyuma ulaşmış ve pentium’un diğer versiyonları intel tarafından bir bir çıkarılmaktayken biz de bilgisayarlarımızı upgrade etmek için uğraşır durur olmuştuk. Home Computer efsanesi bir PC olarak karşımızdaydı ve her evde vardı. Internetin ülkemizde yaygınlaşmasıyla bilgisayar kullanımı tırmanışını hızla sürdürdü. Günümüze kadar olan yolculuğunu tamamladı. Artık yeni teknolojiler ile biçim değiştirmeye başladı.

 

Bir çağ atlama kronolijisi sıralarsak internet en önemli yeri alacaktır. Notebook’ların alınabilir seviyelere inmesi ve 1000 dolar psikolojik seviyesine düşmesi de bu zamanlara rastlar. Notebook’larla beraber Wireless teknolojisi bizi esir almıştı. Kimimiz starbucksta bir kahve eşliğinde notebook açıp çalışmayı tercih etmişti. Kültürümüzde sonradan eklenen ve yerleşen bir kavram oldu, bu çalışma biçimi. Kahve veya internet cafe kültürünün öldüğü kahve eşliğinde internet keyfi bizi bizden almıştı. Hem de ücretsizdi. Ücretsiz olan herşeyi kaba tabiriyle bedavayı seven bir toplum olduğumuz için ücretsiz wireless ile internete daha fazla ısındık.

Ardından Web 2.0’ın getirisi olan sosyal paylaşım ağları hayatımıza girdi. Facebook en bilineni iken sadece bize özel kız tavlama mantığını da literatürümüzden çıkarıyordu. Gerçekten sosyalleşiyorduk ve amaçsızca bir iletişim kurmuyor veya interneti kötü emellerimize alet etmiyorduk. İlkokul arkadaşlarımızı bulurken aynı zaman da iş kontaklarımızla diyalog halinde olup okulda ki hocalarımızla bilgi paylaşımı yapabiliyorduk. Bunlar olurken artık 1-2 senede bir bilgisayar yenilemek sıradan hale gelmiş ve en iyi becerdiğimiz işlerden biri tüketim olduğu için hiç yadsımamıştık. Aileler içinde durum değişmişti bilgisayar gerekli ve internet olmazsa olmaz bir parça idi. Devletin ve özellikle belediyelerin ve M.E.B.’in desteklediği fakat anlamsızca ve şuursuzca yaptığı destek bile bir anlam kazanmıştı. Bazen hiç kullanılmayacak veya kullanılamayacak uygulamaları belediyeler ihale ile alabiliyor. Kimi zamanda aynı teknolojiye çok yüksek rakamlar ödeyebiliyordu ama bu bizim içindi.